

Bir önceki bültenin devamı niteliğinde olan bu kısımda ilişkilerde sınır koyma ve yeme düzenimiz ve bedenimizle ilgili sınırlarımızı ihlal edenlere sınır koyma konularını ele alacağız.*
Keyifli okumalar!
*Bu bülten Stajyer Psikolog İlke Yayak ve Stajyer Psikolog Elif Girgin’in katkılarıyla hazırlanmıştır.
İlişkilerde sınır koymak
Her yaşta ve ilişki türünde sınırlar oldukça önemli ve gereklidir. Sınır kavramıyla ilk defa çocuklukta, aile ilişkilerimizde karşılaşırız. Evin içinde, ebeveynlerimizle ve kardeşlerimizle aramızdaki sınır kuralları bizim ilk sınır deneyimlerimizdendir. Çocukların kendi yemek, kıyafet ve arkadaş seçimlerini kendilerinin yapmaları, ebeveynler ile çocukların ev işlerindeki paylaşımları veya büyük çocuğun küçük çocuğun bakımında rol edinmesi gibi durumlar aile ilişkilerinde karşımıza çıkan sınırlarla ilgili durumlardır. 1 Aileniz sınırlarınızı korumaya çalıştığınızda nasıl tepki verir? Anne babanızın beğenmediği bir kıyafeti beğenerek giydiğinizde ve bu konuda sınırınızı koruduğunuzda bu saygıyla mı karşılanır, yoksa öfke veya küskünlükle mi? Böyle durumlarda aldığınız tepki sizin nasıl sınır koyduğunuzu şekillendiren unsurlardandır.
Diğer yandan, çalışma hayatımızda iş arkadaşlarımız veya işverenimizle aramızdaki ilişkilerde de sınırlar oldukça önemlidir. Örneğin, çalışma saatleriniz dışında e-posta geldiğini veya işvereninizin sizi bir iş hakkında aradığını düşünün. O an yaptığınız etkinliği bırakıp, belki ailece olduğunuz yemek masasından veya arkadaşınızın doğum günü partisinden kalkıp işvereninizin verdiği işi yapmaya başladığınız olur mu? Yoksa, mesai saatleri içerisinde geri dönüş yapacağınızı mı bildirirsiniz? Kendimize ayırdığımız vakitten çalıp iş hayatımıza verdiğimiz durumlar olabilir.1 Ne yazık ki, bu noktada sınırlarımızın geçirgen olduğundan söz edebiliriz. Mesai saatleri dışında, özel hayatınıza, o an sevdiklerinizle birlikteyseniz veya kendinizle vakit geçiriyorsanız, işinizi olabildiğince dahil etmemek sizin hem işinize karşı motivasyonunuzu canlı tutmaya hem de özel hayatınızı daha keyifli geçirmenize olanak sağlar.
Sosyal ilişkilerde bazen kendinizi “Neden bu insanla arkadaşım ki?” diye sorguladığınız, içinde olduğunuz arkadaşlığın size ne kattığını ve sizden ne götürdüğünü düşündüğünüz durumlar olabilir. Sürekli bir şeyler veren ve ilişkiye yatırım yapan ama karşılığında beklediğini alamayan taraf olduğunuzu hisseder misiniz? Böyle hissettiğiniz iletişimlerde kendinizi ne kadar rahat hissedebilirsiniz? Alttan alan hep bir taraf olursa, iki taraf da özverili ve saygılı değilse, sosyal destek, sevgi, saygı ve güvenilirlik yoksa veya yoğunluğu bir tarafta toplandıysa ve sınırlar açıkça belirtilmediyse arkadaşlık ilişkileri zorlayıcı ve sağlıksız olabilmektedir. Bir taraf kendini her zaman alttan alan ve uyum sağlayan taraf olarak görürse iletişime dair yatırımında ve iletişim kurma hevesinde azalma meydana gelebilir ve ilişki verimsiz hale gelebilir.
Duygu, düşünce, istek, beklenti ve ihtiyaçların açıkça ifade edilmesi ve her iki tarafın kendi sınırlarını net biçimde belirtip karşı tarafın da sınırlarına saygı göstermesi romantik ilişkileri de sağlıklı kılar. Konulan sınırlar partnerimizin bize nasıl davranması ve davranmaması gerektiği konusunda oldukça önemli işaretlerdir. Örneğin, partneriniz arkadaşlarıyla dışarı çıktığında aranmaktan veya mesaj yazılmasından hoşlanmayabilir. Bu durumda, ısrarla onun bu isteğini yıkmaya çalışmak ve her dışarı çıktığında yazıp aramak yıkıcı bir tutum olacaktır. Aksine, bu beklentisine ve koyduğu sınıra saygı gösterip sadece önemli durumlarda iletişime geçmeye çalışmak ilişkiyi daha kaliteli hale getirebilir. Özellikle romantik ilişkilerde terk edilme ve sevilmeme kaygısından kaynaklı sınır koymaktan kaçınabiliriz. Partneriniz giyim tarzınızdan hoşlanmadığı için kendi tarzınızdan ve beğenilerinizden vazgeçip partnerinizin beklenti ve isteklerine uygun giyinmek sınır koymakta zorlandığınızın göstergesi niteliğindedir. İstediğiniz gibi giyinirseniz ve bundan partneriniz rahatsız olursa “Artık beni sevmez, beni terk eder.” gibi kaygılar oluşabilir, fakat sınır koymadıkça ve partnerinizin istekleri doğrultusunda davrandıkça benliğinize yabancılaşmaya başlayabilirsiniz. Sınırların açıkça ifade edilmesinin önemi kadar elbette ki uygulanması ve saygı gösterilmesi de çok önemlidir. İlişkidesiniz diye partnerinizin her istediğini yapmak zorunda hissetmek ve partnere yapılan jestleri “borç” olarak görmek ve karşılığında sürekli beklentiye girmek ilişkiye zarar verebilir. Aksine, ilişki içerisinde birbirinizden beklentileriniz, istekleriniz ve durumların sizlere nasıl hissettirdiğine dair net ifadeler bireylerin kendilerini daha rahat hissetmelerine ve ifade etmelerine, saygının ve güvenin dinç kalmasına ve sağlıklı iletişimler kurulmasına yardımcı olur.2
Hangi ilişki türünde olursak olalım, bizi mutlu eden bir şey karşı tarafı rahatsız ediyorsa o konuyu her iki taraf da değerlendirmeli ve ortak noktada buluşabilmelidir. İletişimin iki taraflı olduğunu, sınırları çizmek kadar karşı tarafın sınırlarına saygı göstermenin de önemli ve gerekli olduğunu unutmamakta her zaman fayda vardır.
Yeme düzenimiz ve bedenimizle ilgili sınırlarımızı ihlal edenlere sınır koyma
Kimi zaman çatlayana kadar, kimi zaman kuş kadar yiyebiliriz ve buna bedenimizle işbirliği halinde olarak biz karar vermeliyiz. Fakat bazen yemek tercihlerimiz yorumlanabilir, hatta eleştirilebilir ve bir başkası bize ne zaman acıkmamız gerektiğini söyleyebilir. Mesela akşam yemeğinden sonra bir şeyler yemek için mutfağa gittiğinizde “Daha yeni sofradan kalktık, yine mi acıktın” uyarısıyla karşılaşmış olabilirsiniz. Tıpkı yemek tercihlerimiz gibi fiziksel özelliklerimiz de başkaları tarafından yorumlanabilir. Örneğin bir düğünde adını bile hatırlamadığınız akrabalarınızdan birisi sizi bir anda öpüp sonrasında “Kilo almışsın bak ne güzel olmuş böyle, ne çok yakışmış” demiş olabilir. Kulağa çok sıradan geliyorlar değil mi… Herhangi birinden talebimiz olmaksızın ne kadar ve ne zaman yememiz gerektiğini, fiziksel özelliklerimiz hakkındaki düşüncelerini ne kadar da sık işitiyoruz. Oysa pek tanımadığımız akrabalarımızın da, en yakın arkadaşımızın da bedenimizin sınırlarını böylece ihlal etmeye hakkı yoktur… Aynı şekilde bayram da olsa, düğün de olsa, kendimizi rahat hissetmiyorsak kimseye sarılmak veya öpmek zorunda olmadığımızı hatırlamak suçluluk duymadan sınır koyabilmemiz için bize yardımcı olabilir. Bu hikayede fiziksel bir ihlal olmasa dahi kilo alıp almadığımızın sohbet konusu edilmesi, bedenlerimizin isteğimiz dışında bu kadar tartışmaya açık olması bizi rahatsız edebilir, bu hislerimizin de son derece normal olduğunu belirtmek gerekir.3
Bazen hepimiz masum duygularla da olsa yapılan yorumların nasıl etkileri olabileceğinin farkına varamayabiliyoruz. Birçoğumuz sevdiklerimize iltifat ettiğimizi düşünerek, heyecanlı ve pozitif bi ses tonuyla “Aaa, sen zayıfladın mı? Ne kadar da güzelleşmişsin! Ben bir türlü son iki kilomu veremiyorum…” demiş olabiliriz. Ancak arkadaşımız anoreksiya, bulimya, tıkınırcasına yeme gibi çeşitli yeme bozukluklarıyla mücadele ediyor olabilir ve söylediklerimiz onu tetiklerken durumunun kötüleşmesine sebebiyet verebilir. Ya da bu iltifat ona kendini iyi hissettirse bile iltifatın altındaki güzellik - zayıflık ilişkisi zamanla kilo almaktan korkutabilir ve bu durum onun yeme davranışlarının bozulmasında etkili olabilir.4 Öte yandan yaratılan beden karşılaştırma durumu kişilerin kendilerini özellikle sosyal medyada mankenlerin, modellerin çok da gerçekçi olmayan fotoğraflarıyla kıyaslamasına sebebiyet vererek doğrudan veya dolaylı olarak yeme bozukluğu yaşama riskini artırıyor.5 Kimsenin yemek ile arasındaki ilişkiyi kestirmek mümkün olmayacağından diyet yapmak, bedensel özellikler, kilo almak ya da vermek dışında bir konu seçmeye özen gösterebiliriz. Sevdiklerimize “Seninle vakit geçirmeyi ne kadar özlediğimi fark etmemiştim, seni görmek bana çok iyi geldi.” gibi bedenlerinden bağımsız iltifatlar ederek onlara verdiğimiz değerin kilolarından ve yediklerinden öte olduğu mesajını verebilir, onlarla daha anlamlı bir iletişim kurabiliriz!
Çevremizdekileri ve içinde bulunduğumuz toplumu değiştiremeyiz belki ama kendi sınırlarımızı daha sağlıklı hale getirmek her zaman ve her yaşta mümkün! Mesela arkadaşımız bizi öğle yemeğine davet etti, sevdiğimiz bir restorana gittik, hamburger ve patates kızartması siparişi vermek istediğimizi söyledik. Arkadaşımız bize belki gülümseyerek, hatta şakayla karışık, bunların çok sağlıksız ve kalorili olduğunu, yediklerimize dikkat etmemiz gerektiğini yoksa yazın bikini giymek istemeyeceğimizi söyledi. Bunları duymak bize nasıl hissettirirdi? Belki gücenmiş, belki kızgın, hatta şaşkın ve olumsuz olacağı aşikâr.6 Peki bir çoğumuzun arkadaşımıza vereceği tepki ne olurdu? “Çok haklısın, ben en iyisi bir salata sipariş vermeliyim.” der ve hem yediğimiz salataya hem de içten içe arkadaşımıza, hem de hevesle giymeyi beklediğimiz bikinimize küserdik. Hiçbir şey söylemeyip, neden böyle bir yorum yaptığını anlamaya çalışarak, belki boğazımızda bir düğümle yemeğimizi sipariş eder ve gergin bir şekilde buluşmayı sürdürebilirdik. İki durumda da kendi sınırlarımızı ifade etmeyerek karşımızdakine yorumunun sizin için bir sakıncası olmadığı sinyalini veriyor ve ona bunu yapması için bir noktada izin vermiş oluyoruz.
Eğer karşımızdaki birlikte vakit geçirmekten keyif aldığımız, hayatımızda olmasından mutluluk duyduğumuz biriyse ilişkimizi zedelemeden sınırlarımızı korumak için verebileceğimiz başka cevaplar da var! Bunlardan biri “İyiliğimi istediğin için daha sağlıklı beslenmem gerektiğini düşündüğünü biliyorum. Ancak herhangi bir sağlık problemim olmadığı için yemek tercihlerimi özgürce yapabilmek beni mutlu ediyor.” olabilir. Karşımızdakinin sınır ihlali mesajını alıp almayacağını bilemeyiz, o yüzden tekrar ettiği durumlarda kendimiz koruyabilmek adına “İyiliğimi düşündüğün için teşekkür ederim ancak benim yemek seçimlerimi yargılamaya devam ettiğin sürece birlikte yemek yemememiz ikimiz için de daha iyi olabilir.” gibi daha net bir cevap vermek gerekebilir. Bunun gibi cümleleri suçluluk hissetmeden söyleyebilmek eminim ki okumaktan çok daha zor olacaktır, ancak sınırlarımızı korumayarak duygularımızı yok saymaya devam etmenin ilişkilerimiz için daha ciddi bir tehlike oluşturacağını hatırlamak gerekir.
Referanslar:
1. Tawwab, N. G. (2021). Set Boundaries, Find Peace: A Guide to Reclaiming Yourself. TarcherPerigee.
2. Romantik İlişkilerde Sınır Koymak. (n.d.). Mithra Psikolojik Danışmanlık. https://www.mithrapsikoloji.com/romantik-iliskilerde-sinir-koymak
3. https://www.nationaleatingdisorders.org/risk-factors
4. https://www.nationaleatingdisorders.org/weight-stigma
5. Magallares, A. (2013). Social risk factors related to eating disorders in women. Revista Latinoamericana de Psicología, 45(1), 147–154.
6. Katherine, Anne. (2000). Where to Draw Line How to Set Healthy Boundaries Every Day.